Meditasyon:

Tüm kültürlerde meditasyon özü aynıdır ve bunu sürekli uygulamadan, imgelemelerde başarılı olunamayacağı bilinir. Meditasyon diye tüm bildiklerinizi bir kenara koyarak incelemenizde fayda var çünkü meditasyonun temeli tektir. Her ruhsal öğretide, tasavvuf, taoizm, zen (zazen), paganizm, Budizm, bu teknikler değişmez, ortaktır.

Esasında elimize geçen ve meditasyon diye tabir ettiğimiz imgelemeye dayalı çalışmalar tam olarak meditasyonun özü değildir. Bunlar temel meditasyonu uyguladıktan sonra uygulanabilen imgeleme çalışmalarıdır. Meditasyon, Latince meditatio kelimesinden türetilmiş bir kelimedir ve bu bir şeyi gözden geçirme, üzerinde düşünme gibi anlamlara gelir. Yani esasında meditasyon dediğimiz şey derin düşünmedir (ki esasında bu “zihnen düşünmemedir” ) ve tasavvufi terimlerde bu tefekkür olarak geçer. Yani hiçbir şey düşünmeksizin gerçekleşen derin düşünmedir. Asıl değininilmesi gereken noktada budur.

Öncelikle meditasyonda zihin boşaltılır ve zihni boşaltmayı öğrenmek gerekir. Zihin boşalttığında derin bir huzura ve farkındalığa ulaşılır. İşte tam bu anda, tam bu derin öze temas edildiği anda, ruhtan bilince bir akış, bir aydınlanma, bir farkındalık akar ve hayata dair bir farkındalık-uyanış ve berrak bir görüş kazanılır. Buradaki tefekkür yani derin düşünme “felsefi bir sorgulama” değildir. Burada zihin arındırılır. Tabiri caizse, camı zihin olarak kabul edersek, kirli camı temizler ve berrak camın ötesindeki hakikat izlenir. Cam kirliyken yani binlerce düşünce beynimizde iken hakikati seyir eyleyemeyiz, ne zaman ki cam temizlenir, o zaman camın ötesindekini seyredebiliriz. İşte bu zihnin ötesindeki hakikate temas etme işlemidir ki bu noktada kişi “müdahale eden” veya “yargılayan” değil sadece ama sadece “gözlemci” yani ruhsal öz olur.